Hayaller de gerçektir gözlerinizi kapatırsanız görebilirsiniz;
Monet’in Gelincikler Masalı

Bir varmış, yokmuş… Fransa’nın Argenteuil kasabasında, rüzgârın tatlı tatlı estiği yemyeşil, kocaman bir tepe varmış.
Bu tepede tıp tıp tıp yürüyen minik oğlu Jean ile Camille anneciği varmış. Çimlerin arasında kırmızı, yumuşacık çiçekler duruyormuş: Aaa, gelincikler!
Anneciği elinde şemsiyesiyle yavaşça yürürken, minik Jean da pıtır pıtır tepeden aşağı iniyormuş. Bir de bakmışlar ki, biraz arkalarında kendi gölgeleri gibi yürüyen iki kişi daha varmış! Bir anne oğul daha mı?
Claude Monet adındaki ressam baba, açık havanın ve güneşin ışığını yakalamak için fırçasını almış; pıt pıt pıt, hızlı ve serbest darbelerle bu neşeli anı yağlıboyayla tuvaline çizmiş. 1873 yılında yapılan bu sihirli tablo, izlenimcilik (İmpresyonizm) adında renkli bir dünyayı başlatmış.
Mavi gökyüzünde bulutlar süzülürken zaman durmuş. Şimdi bu güzel tablo, Paris’teki Musée d’Orsay müzesinde mışıl mışıl uyuyor ve bakan herkese o sıcacık günü anlatıyormuş!
İşte 15 aylık kızım Melek için yeni bir masal. Melek’i bir önceki ve ilk yazımdan hatırlıyorsunuz değil mi?
Masal da Monet ve gelincikleri.
Artık tabloya hakim, gördüğünde gözlerindeki tanıdık bakış ve sıcaklığı hayal edebiliyorum. Ne heyecan verici…
Ufak bebeğinizin masallar listesine ekleyebilir, benzeri masallar yaratabilirsiniz. Ya da resim yapan el ve gözleri renklerin o büyülü dünyasını keşfetmişse tuvalin ötesine bakarak bir gelincik tarlası kaç hikaye gizler üzerine düşünebilir, görevlerle eğlenceli bir oyuna dönüştürebilirsiniz.
Sanat eserlerine bakarken genellikle çerçevenin içinde kalanla yetiniriz. Oysa çocukların hayal dünyası sınır tanımaz; bir tablonun bittiği yerde onların hikâyesi başlayabilir.
Claude Monet, 1873 yılında Gelincikler tablosunu fırçalarken Argenteuil’in rüzgârlı tepesini, eşi Camille’i ve minik oğlu Jean’ı resmetmişti. Peki ya çimlerin altında, bulutların arkasında veya şemsiyenin hemen kıvrımında yaşananlar?
Çocuklarla sanatı buluştururken onları sadece izleyici değil, eserin birer tamamlayıcısı kılmak mümkündür belki.
İşte bu klasik eseri bir hayal gücü oyununa dönüştürecek küçük sanat görevleri 😉
• Toprağın Altındaki Gizli Şehir:
Çocuklarınızdan tarladaki gelincikleri çizerken görünmeyeni de resmetmelerini isteyebilirsiniz. Kırmızı taç yapraklara konan arılar, otların arasında gezinen uğur böcekleri ve toprağın altında tüneller açan karınca yuvaları… Tuvalin altı aslında devasa bir yaşam alanı!
• Şemsiyenin Sırrı:
Annenin elinde tuttuğu o şemsiyenin altında sadece güneşten korunan biri mi var? Belki de oraya sığınmış minik bir kuş veya renkli bir kelebek gizlidir.
• Şekil Değiştiren Bulutlar:
Gökyüzündeki pamuk bulutlar sadece gölge yapmaz; hayal gücüne göre dondurmaya, koşan bir tavşana veya süzülen bir gemiye dönüşür. Sizinki neyi çağrıştırıyor?
• Tepedeki Gizemli Yolcular:
Tepenin üst kısmındaki siluetler kim olabilir? Masalı dinlemeye gelen meraklı iki anne ve çocuğu mu, yoksa tarlada kaybolan sevimli bir kediyi arayan başkaları mı?
Sanatı çocuklara öğretmenin en güzel yolu, onlara “Burada ne görüyorsun?” diye sormak değil, “Burada başka ne olabilirdi?” merakını aşılamaktır belki. Bir tablo bazen sadece bir resimdir; ama doğru sorularla bir çocuğun hayal dünyasında ucu bucağı olmayan dev bir oyun alanına dönüşebilir.

Belki de Melek’in gelincikleri böyledir.
Pek çok sevgiler,
